Sağlık
Şeker Nasıl Düşürülür?


Şeker nasıl düşürülür? Optimal kan şeker seviyelerini korumak, genel sağlık için kritik öneme sahiptir, özellikle diyabeti olan bireyler veya bu durumu geliştirme riski taşıyanlar için. Kan şekerindeki dalgalanmalar çeşitli sağlık sorunlarına yol açabilir, bu nedenle glukoz seviyelerini düşürmek ve düzenlemek için stratejiler benimsemek önemlidir. Bu makale, kan şekerini düşürmenin etkili yollarını keşfeder ve daha sağlıklı bir yaşam tarzını teşvik eder.
1. Şeker Nasıl Düşürülür? Dengeli Diyet:
Kan şeker seviyelerini yönetmenin temel taşı, dengeli ve besleyici bir diyet sürdürmektir. Meyve, sebze, tam tahıllar ve düşük yağlı proteinleri içeren çeşitli besinleri tüketmeye odaklanın. Rafine edilmiş karbonhidratlar, şekerli içecekler ve işlenmiş gıdaların alımını sınırlayın, çünkü bunlar kan şekerinde hızlı artışlara neden olabilir.
2. Porsiyon Kontrolü:
Porsiyon kontrolü, kan şekerini yönetmede hayati bir rol oynar. Aşırı yemekten kaçınmak için porsiyon büyüklüklerine dikkat edin ve porsiyonları düzenlemeye yardımcı olması için daha küçük tabaklar kullanmayı düşünün. Bu yaklaşım, daha iyi kilo yönetimine ve gelişmiş kan şeker kontrolüne katkıda bulunabilir.
3. Düşük Glikemik Gıdaları Seçin:
Düşük glikemik gıdalara yönelmek, kan şeker seviyelerinde ani artışları önlemeye yardımcı olur. Nohutlar, nişastasız sebzeler ve tam tahıllar gibi düşük glikemik indekse sahip gıdalar, glukozda kademeli bir artışa neden olarak bu etkiyi sağlar.
4. Şeker Nasıl Düşürülür? Düzenli Fiziksel Aktivite:
Düzenli fiziksel aktivite, kan şeker seviyelerini düşürmede ve sürdürmede güçlü bir araçtır. Egzersiz, hücrelerin enerji için glukozu emmesine yardımcı olarak insülin direncini azaltır. Aerobik egzersiz, güç antrenmanı ve esneklik egzersizlerinin kombinasyonunu hedefleyerek kapsamlı sağlık faydaları elde edebilirsiniz.
5. Hidrasyonu Sürdürün:
Doğru hidrasyon, genel sağlığı desteklemek ve kan şeker seviyelerini düzenlemek için esastır. Su, fazla şekerin idrar yoluyla atılmasına yardımcı olur ve düzenli vücut fonksiyonlarını sağlar. Şekerli içecekleri sınırlayın ve su veya bitki çaylarını tercih edin.
6. Şeker Nasıl Düşürülür? Lifli Gıdalar:
Diyetinize lifli gıdalar eklemek, kan şeker yönetimine yardımcı olur. Lif, karbonhidratların sindirimini ve emilimini yavaşlatarak kan glukozunda hızlı artışları önler. İyi lif kaynakları arasında tam tahıllar, meyve, sebze ve baklagiller bulunur.
7. Karbonhidrat Alımını İzleme:
Kan şekerini düşürmeyi amaçlayanlar için karbonhidrat alımını izlemek önemlidir. Karbonhidrat alımını gün boyunca dengeli bir şekilde dağıtın ve tüketilen karbonhidratların kalitesini düşünün. Sürekli enerji için basit şekerlere karşı kompleks karbonhidratları tercih edin.
8. Stres Yönetimi:
Kronik stres, yüksek kan şeker seviyelerine katkıda bulunabilir. Stres azaltma tekniklerini uygulamak, meditasyon, derin nefes egzersizleri, yoga veya hobilerle meşgul olmak, duygusal iyi olumu teşvik etmeye ve kan şekerini yönetmeye yardımcı olabilir.
9. Yeterli Uyku:
Kaliteli uyku, kan şekerinin düzenlenmesi ile yakından ilişkilidir. Gecede 7-9 saat kesintisiz uyku hedefleyin, bu genel sağlığı ve metabolik fonksiyonu destekler. Düzenli bir uyku rutini oluşturmak, kan şeker seviyelerini olumlu yönde etkileyebilir.
10. Düzenli Kan Şekerini İzleme:
Diyabeti yöneten veya risk taşıyan bireyler için düzenli kan şekerini izlemek hayati öneme sahiptir. Bu, yaşam tarzı ve ilaçlarda zamanında yapılan değişikliklere olanak tanır, böylece kan şeker seviyeleri sağlıklı bir aralıkta kalır.
Şeker nasıl düşürülür? Kan şeker seviyelerini etkili bir şekilde yönetmek, genel sağlığı sürdürmenin ve yüksek veya dalgalanan glukoz seviyeleri ile ilişkili komplikasyonları önlemenin proaktif bir yaklaşımıdır. Dengeli bir diyet benimsemek, düzenli fiziksel aktiviteyi dahil etmek ve sağlıklı yaşam alışkanlıklarını uygulamak, bireylerin kan şeker seviyelerini önemli ölçüde düşürmelerine ve düzenlemelerine yardımcı olabilir. Diyabet veya prediyabeti olanlar için kişiselleştirilmiş rehberlik ve destek için sağlık profesyonelleri ile danışma önerilir.
Sağlık
Haşimato Hastalığı ve Beslenme


Haşimato Hastalığı Nedir?
Haşimato tiroiditi, tiroid bezine özgü kronik lenfositik tiroidit ya da kronik otoimmün tiroidit olarak isimlendirilen otoimmün bir hastalıktır. Yavaş gelişen, uzun süreli ve karmaşık bir klinik tablo ile ortaya çıkabilen bir sağlık sorunudur. Haşimato hastalığında vücut, tiroid bezini yok etmek amacıyla çok miktarda anti – triglobulin (anti-TG) antikoru ve anti – tiroid peroksidaz (anti – TPO) antikoru üretir. Bu antikorlar tiroid bezine bağlanarak tiroid hücrelerinde harabiyete sebep olur. Bu durumda da tiroid bezinde enflamasyona sebep olan hücreler çoğalmaya başlar ve tiroid hücreleri harap olur, tiroid hormonu azalmaya başlar.
Haşimato Hastalığı Tedavisi
Tiroid bezi, otoimmün süreçlerden en çok etkilenen organdır. Farmakolojik tedavilere ek olarak birçok otoimmün bozukluğu kontrol eden bir tiroid – bağırsak ekseninin varlığına dair giderek artan kanıtlar mevcuttur ve hastalar sıklıkla beslenme değişiklikleri sonucunda yaşam kalitelerinde ve tiroid fonksiyonlarında olumlu değişiklikleri bildirmektedir. Laktoz ve gluten içermeyen eliminasyon diyetlerinin bu hastalığa sahip bireylerde olumlu sonuçlar gösterdiği bildirilmiştir.
Haşimato tiroiditi olan hastaların yüksek bir kısmında laktoz intoleransı tespit edilmiştir. Levotiroksin tedavisi gören hastalarda bu intoleransın, ilacın biyoyararlanımını azalttığı bildirilmiştir. Gluten, çölyak hastalığı ve çölyak dışı gluten intoleransı dahil olmak üzere gluten alımının ilişkili olduğu diğer otoimmün hastalıkların bir arada bulunması nedeniyle lenfositik tiroidit hastalarının diyetinden en sık çıkarılması gereken bileşendir.
Haşimoto hastalarında çölyak hastalığı, sağlıklı popülasyona göre daha fazla görülmektedir. Semptomları olmayan ancak yeterli beslenme ve tiroid hormonlarının düzenlenmesinde sorunlar yaşayan Haşimoto hastaları, çölyak hastalığı açısından da bir hekim tarafından değerlendirilmelidir. Ayrıca çölyak hastalığı olan kişiler, bağışıklık sisteminin çapraz reaksiyonu ve bu iki dokuya aynı anda saldırı olasılığı nedeniyle Haşimatı hastalığı açısından da teşhis edilmeli yani bu hastalığın varlığı ihtimali de göz önünde bulundurulmalıdır. İyot, selenyum, demir, çinko, magnezyum mineralleri ile B12 ve D vitamini bakımından zengin besinlerin diyete dahil edilmesi hastaların yaşam kalitelerinin artmasında etkili olduğu yapılan çalışmalarla bildirilmiştir.
Genel anlamda otoimmün aktiviteyi ve enflamasyonu artıran besinlerden uzak durmak, zararlı kimyasalların tümüyle araya mesafe koymak, eksik olan mikro besin öğelerinin hem besinler yoluyla alımını sağlamak hem de hekim tarafından gerekli görülüyorsa takviyesini almak ve bağırsak mikrobiyotasını onarmak hastalığın iyileşmesinde son derece önemli müdahaleler olacaktır.
BESLENME ÖNERİLERİ
Uzak durulması gereken besinler:
Gluten içeren besinler (Arpa, çavdar, buğday…)
Laktoz içeren besinler (Süt ve süt ürünleri…)
Koruyucu ve katkı maddesi içeren besinler
Yüksek fruktoz içeren besinler
Trans yağlı besinler
Mevsiminde olmayan ve pestisit içeren sebze ve meyveler
Tüketilmesi gereken besinler:
Mevsiminde ve doğal olarak yetiştirilen sebzeler
Mevsiminde ve doğal olarak yetiştirilen meyveler
Kaliteli yağlar (Zeytinyağı, Hindistan cevizi yağı, çörek otu yağı…)
Kaliteli ve doğal protein kaynakları (Et, tavuk, yumurta…)
Probiyotik kaynakları (Sirke, turşu, kombu çayı…)
Bitkisel protein ve lif kaynakları (Kinoa, mercimek, nohut…)
İyot zengini besinler (Balıklar, deniz yosunu, istiridye…)
Selenyum zengini besinler (Brezilya cevizi, mantar, sarımsak…)
Antienflamatuar besinler (Zerdeçal, zencefil, üzüm çekirdeği…)
REFERANSLAR:
Ihnatowicz P, Drywień M, Wątor P, Wojsiat J. The importance of nutritional factors and dietary management of Hashimoto’s thyroiditis.Ann Agric Environ Med. 2020 Jun 19;27(2):184-193. doi: 10.26444/aaem/112331. Epub 2019 Oct 2. PMID: 32588591.
Danailova Y, Velikova T, Nikolaev G, Mitova Z, Shinkov A, Gagov H, Konakchieva R. Nutritional Management of Thyroiditis of Hashimoto. Int J Mol Sci. 2022 May 5;23(9):5144. doi: 10.3390/ijms23095144. PMID: 35563541; PMCID: PMC9101513.
Hakan, B. O. R. (2024). HAŞİMATO HASTALIĞINDA BESLENME. SAĞLIK & BİLİM 2024: Beslenme-II, 73.
Ercan Karakaya, Z., & Mutlu, H. (2022). Tiroid hastalıklarında mikrobiyotanın rolü. Journal of Istanbul Sabahattin Zaim/University Natural Science Institute (JIZUNSI).
Sağlık
Polikistik Over Sendromu ve Beslenme


Polikistik over sendromu (PKOS), androjen hormonların artışı, ovulasyon bozukluğu ve ovaryumlardaki kistik yapıları içeren heterojen bir düzensizliği ifade eder. Üreme çağındaki kadınlarda sık görülen, adet düzensizliği, infertilite, hirsutizm, cilt sorunları, alopesi, obezite, insülin direnci ve dislipidemi ile karakterize endokrin bir hastalıktır. İdeal ağırlığa sahip ya da düşük ağırlıklı bireylerde de görülebilmektedir. Ancak yapılan çalışmalar PKOS ile insülin direnci ve obezite arasında anlamlı bir ilişki olduğunu göstermiştir.
POLİKİSTİK OVER SENDROMU (PKOS) SEBEPLERİ?
PKOS’lu bireylerde hormonal dengesizliklere bağlı olarak klinik belirtilerin yanı sıra psikolojik belirtiler de görülebilmektedir. PKOS’lu kadınların yaşadığı duygudurum bozuklukları çeşitli yeme bozukluklarına da sebep olabilmektedir.
Yapılan çalışmalarda tıkınırcasına yeme bozukluğu gibi düzensiz yeme davranışları, yüksek karbonhidrat içeren besin seçimleri bu sendroma sahip bireylerde gözlenmiştir. İnsülin, pankreas tarafından salgılanan ve kan glikoz düzeyini düzenleyen bir hormondur. İnsülin direnci, normal miktarda insülin hormonunun yağ, kas ve karaciğer dokularında doğru biyolojik yanıt oluşturamaması durumudur.
Böyle bir durumda insülin hormonu, kan glikoz düzeyini düzenleyebilmek için artar. İnsülin hormonundaki artış, yumurtalıklarda androjen üretimine ve karaciğerde SHBG üretiminin azalmasına neden olur. Bu hormon dengesizlikleri nedeniyle hirsutizm ve akne gibi sorunlar oluşabilmektedir. PKOS’un gelişiminde önemli rol oynayan ve insülin sinyalizasyonunu olumsuz etkileyen inflamasyon, rafine karbonhidrat tüketimi, rafine ve trans yağ tüketimi, fast food tipi besinler ile şarküteri ürünlerinin tüketimi, hareketsizlik ve stres gibi sebeplerle ile vücutta ortaya çıkmaktadır.
POLİKİSTİK OVER SENDROMU (PKOS) BESLENME TEDAVİSİ
PKOS tanısı olan fazla kilolu bireylerde % 5 – 10 ağırlık kaybı menstural siklus anormalliklerin düzelmesine, infertilite durumu ile duygu durum bozukluklarının iyileşmesine ve biyokimyasal parametrelerde düzelmeye katkı sağladığı yapılan çalışmalarla gösterilmiştir. Bu nedenle PKOS tanısı olan bireylerin yaşam tarzı değişiklikleri yapması elzemdir.
Yapılan yaşam tarzı değişiklikleri düşük veya ideal ağırlığa sahip olan ancak insülin direncine sahip PKOS’lularda da ciddi iyileşmelere sebep olabilmektedir. Düşük karbonhidratlı diyetler PKOS tanılı bireylerde vücut ağırlığını azalmasına, LDL kolesterol seviyelerinde ve trigliserit düzeylerinde düşüşe, HOMA – IR, SHBG ve FSH değerlerinde iyileşmelere katkı sağlamaktadır.
Uzak durulması gerekenler: Asitli ve şekerli içecekler Hamur işi ve tatlılar Kızartılmış besinler Şarküteri ürünleri Trans ve doymuş yağ oranı yüksek besinler Paketli gıdalar
Tüketilmesi gerekenler: Kurubaklagiller (nohut, mercimek, barbunya…) Sebzeler (Brokoli, tatlı patates, roka…) Düşük glisemik indekse sahip meyveler (Çilek, erik, kivi…) Doymuş yağ oranı düşük etler (Hindi, somon, organik tavuk…) Yağlı tohumlar (Çörek otu, keten tohumu, ceviz…) Kaliteli doymamış yağlar (Zeytinyağı, çörek otu yağı, avokado…) Bitki çayları (Yeşil çay, rezene, adaçayı…) Yeterli miktarda su ve zengin mineralli maden suları PKOS tanılı hastaların egzersiz yapması, yeterli ve vakitli uyumaları, stres kontrollerini sağlamaları da iyileşme sürecine ciddi katkılar sağlayacaktır.
REFERANSLAR:
Bıyıklı, E. T., & Şanlıer, N. (2013). Polikistik Over Sendromu ve Beslenme. Beslenme ve Diyet Dergisi, 41(3), 253-257.
Aydos, A., Öztemur, Y., & Dedeoğlu, B. G. (2016). Polikistik over sendromu ve moleküler yaklaşımlar. Türk Hijyen ve Deneysel Biyoloji Dergisi, 73(1), 81-88.
Can, E. N., & Türker, P. F. (2023). Polikistik Over Sendromu. Başkent Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Dergisi, 8(3), 245-257.
ÖZKAN, G. Ö. (2019). Beslenmenin İnsülin Direnci ve İnflamasyon Üzerine Etkisi. Türkiye Klinikleri Sağlık Bilimleri Dergisi , 4(3), 358 – 368. doi.org/10.5336/healthsci.2018-62977
AKSU, B. M., SARIYER, E. T. (2021). Polikistik Over Sendromu ve Ağırlık Yönetimi Arasındaki İlişkinin İncelenmesi. Süleyman Demirel Üniversitesi Sağlık Bilimleri Dergisi , 12(2), 241 – 249. doi.org/10.22312/sdusbed.854552
ÇOLAK, B., ÇİFTÇİ, S. (2022). POLİKİSTİK OVER SENDROMUNDA YEME BOZUKLUKLARI. Sağlık Bilimleri Dergisi , 31(1), 113 – 119. doi.org/10.34108/eujhs.895085
GÖKCEN, B. B., KARADAĞ, M. G. (2021). Polikistik Over Sendromu, Obezite ve Melatonin: Etiyolojik Bakış Açısı. Beslenme ve Diyet Dergisi , 49(3), 67 – 74. doi.org/10.33076/2021.BDD.1518
Sağlık
Fibromiyalji Sendromu ve Beslenme


Fibromiyalji sendromu yaygın kas iskelet ağrısı, kronik stresin tetiklediği yorgunluk ve uyku bozukluğu gibi çok sayıda hassas noktanın varlığı ile karakterize, kronik ve romatizmal bir hastalıktır.
FİBROMİYALJİ SENDROMU TEDAVİSİ
Hastalığın tedavisi, hastanın ihtiyacına göre multidisipliner ve çok yönlü bir yaklaşım içermektedir. Farmakolojik tedavi, beslenme, egzersiz ve psikolojik destek tedavi planına dahil edilebilmektedir. Yapılan çalışmalarda fiziksel aktivite yapan kişilerde inflamasyona sebep olan proteinlerin azaldığı bildirilmiştir. Aerobik, kuvvetlendirme egzersizleri ve öz farkındalık, omurga esnekliği ve germe egzersizleri gibi aktivitelerin ağrıyı azalttığı ve non-steroid antiinflamatuar ilaç (NSAİİ) kullanımının azaldığı bildirilmiştir.
Stres sebebiyle vücutta salgılanan aşırı kortikosteroid, hipokampüste ve prefrontal kortekste küçülmeye sebep olmaktadır, kronikleşen stresse depresif ruh haline ve hipotalamus – hipofiz – adrenal (HPA) aksında bozukluklara yol açmaktadır. Meditasyon ile beyinde olumlu değişikliklerin olduğu, kan basıncı ve kalp hızının düzenlendiği, kortizol ve sitokin düzeylerinin azaldığı ve hafızanın arttığı görülmüştür. Gasrointestinal sistemdeki bozukluklar, fibromiyalji sendromunun sebepleri arasındadır.
Endüstriyel gıdalarda sıklıkla kullanılan yüksek miktarda fruktoz şurubu, bu bozukluğun başında sayılmaktadır. Vücuda giren yüksek miktarda fruktoz, triptofanın bağırsaktan emilmesini engelleyerek serotonin düzeylerinin düşmesine neden olur. Mutluluk hormonu olarak bilinen serotonin gelişim, kardiyovasküler sistem, sindirim ve endokrin fonksiyonlar, duyunun kavranması ve saldırganlık, açlık, cinsellik, uyku, ruh hali, biliş ve hafıza gibi pek çok önemli fizyolojik rollere sahip olan bir moleküldür. Bu sebeple beslenme düzenlenmeli ve gerekirse de bazı karbonhidratların alımı kısıtlanmalıdır.
Düşük B12 vitamini, magnezyum ve selenyum minerali düzeyleri gibi çeşitli vitamin ve mineral eksikliklerinin, obezite, yüksek karbonhidrat alımı ve yetersiz protein alımı gibi beslenme hatalarının, vücutta ağır metal birikiminin ve çevre kirliliğine maruz kalmanın fibromiyalji sendromunun semptomlarının şiddetlenmesine sebep olduğu düşünülmektedir. Vücudun koruyucu elemanı olarak bilinen, parasempatik sinir sisteminin bir elemanı ve en uzun kraniyal sinir olan vagus siniri vücuttaki birçok sistemin çalışmasında önemli rol oynamaktadır. Fibromiyalji sendromunda var olan sempatik hiperaktivite ve parasempatik hipoaktiviteyi dengeye getirebilmek için çeşitli vagus siniri uyarımı çalışmaları da yapılabilmektedir.
BESLENME ÖNERİLERİ
Uzak durulması gerekenler: Yüksek früktoz şurubu içeren endüstriyel gıdalar ve rafine şeker Fazla miktarda tuz ve monosodyum glutamat (MSG) (E621), sodyum benzoat (E211), sodyum nitrit (E250), sodyum nitrat (E251), sodyum aljinat (E401), , disodyum fosfat (E339) gibi katkı maddeleri Yağ oranı yüksek ve kızartılmış yiyecekler Arpa, çavdar, buğday gibi gluten içeren ürünler Fazla miktarda kafein Alkol Ağır metaller (büyük balıklar, kabuklu deniz ürünleri, zararlı kozmetikler, deterjanlar…)
Tüketilmesi gerekenler: Kaliteli protein kaynakları (Yumurta, hindi, balık…) Probiyotik kaynakları (Doğal sirke, yoğurt, turşu…) Kuru baklagiller ve kök sebzeler (Nohut, pancar, kereviz…) Kaliteli doymamış yağlar (Zeytinyağı, çörek otu yağı, susam yağı…) Yeterli omega – 3 tüketimi (Uskumru, sardalye, semizotu…) Yüksek antioksidan kapasitesine sahip meyveler (Aronya, vişne, kiraz…) Kabuklu kuruyemişler (Ceviz, fındık, badem…) Yeterli su (Kilogram başına 35 mL) Fibromiyalji tanılı hastaların yeterli ve vakitli uyumaları, stres kontrollerini sağlamaları ve egzersiz yapmaları iyileşme sürecine ciddi katkılar sağlayacaktır.
REFERANSLAR:
Bjørklund G, Dadar M, Chirumbolo S, Aaseth J. Fibromyalgia and nutrition: Therapeutic possibilities? Biomed Pharmacother. 2018 Jul;103:531-538. doi: 10.1016/j.biopha.2018.04.056. Epub 2018 Apr 24. PMID: 29677539.
Sívas, F. A., Başkan, B. M., Aktekin, L. A., Çinar, N. K., Yurdakul, F. G., & Özoran, K. (2009). Fibromiyalji Hastalarında Depresyon, Uyku Bozukluğu ve Yaşam Kalitesinin Değerlendirilmesi. Turkish Journal of Physical Medicine & Rehabilitation/Turkiye Fiziksel Tip ve Rehabilitasyon Dergisi, 55(1).
AKKURT, M. F. (2023). FİBROMİYALJİ SENDROMU. SAĞLIK & BİLİM 2023 Fizyoterapi ve Rehabilitasyon-I, 89.
Taşkıran, M. (2019). SEROTONİN ve EPİLEPSİDE ROLÜ. Sağlık Bilimleri Dergisi, 28(3), 182-187.
ULUSOY, H., & RAKICIOĞLU, N. (2019). Glutensiz diyetin sağlık üzerine etkileri. Beslenme ve Diyet Dergisi, 47(2).
Akova, İ., Duman, E.N., Sahar, A.E. (2023). Tıp Fakültesi Öğrencilerinde Kafein Kullanımıyla Depresyon, Anksiyete, Stres Düzeyi ve Uyku Kalitesi Arasındaki İlişki. Türk Uyku Tıbbı Dergisi, 10(1), 65-70. doi:10.4274/jtsm.galenos.2022.06078.
-



Yaşam3 sene önceAşırı Terleme Neden Olur? Nasıl Önlenir?
-



Spor3 sene önceBilek Burkulması Nasıl Geçer?
-



Spor3 sene önceDoğru Ağırlık Seçimi Nasıl Yapılır?
-



Sağlık3 sene önceFazla Kahve Tüketimi Sağlığa Zararlı Mıdır?
-



Sağlık3 sene önceKatarakt Ameliyatı Sonrası ile İlgili Bilinmesi Gerekenler
-



Spor3 sene önceKarın Kası Nasıl Yapılır?
-



Sağlık3 sene önceProtein Tozu Sağlığa Zararlı Mıdır?
-



Spor3 sene önceYüzmenin Faydaları Nelerdir?



























